Serinin ikinci bölümüyle yine karşınızdayız:).
Bir önceki günlük iletimi (Müzik ve Ben (Ayrılmaz İkili)) yazdıktan sonra sanki bir şeyler eksik olmuş gibi hissettim ama neyin eksik olduğunu bulamamıştım.Bugün minübüste yine kulaklıklar kulaklarımda eskilerden bişeyler dinliyorum ve bu konu aklıma geldi.Biraz düşündükten sonra farkettim ki eski müzikler insanı düşünmeye itiyor.Düşünmeye itiyor çünkü insan beyni o anda boş kalıyor,yeni bişeyler öğrenmiyor ve bu vakti düşünerek geçirmeye çalışıyor.En azından benim beynim böyle çalışıyor:)Eski hatıralarımızda bu yüzden aklımıza geliyor olsa gerek.Teknik detayları bir kenara bırakırsak müzik dinlemek güzel bişey.Eskiside yeniside beyinde farklı yorumlara yol açıyor.Bir şarkının eski olabilmesi için ilk önce onu dinlemek gerktiğini düşünüyorum.1970 de yazılan bir şarkı eğer ben onu dinlemediysem o benim için eski değildir ve benim bir şarkıyı eski diye sıfatlandırmam için en azından 50-100 kere dinlemem gerekiyor.Bu kadar dinleyince İşte şimdi artık eski diyebiliyorum:)
Müzik benim herşeyim.Bazen eski bazen yeni.Önemli olan kimin söylediği ve ne söylediğidir.Kimin söylediği benim için önemlidir çünkü bir insan bir şarkısında umursamazcasına küfredip öbür şarkısında sevgiye muhtaç olduğunu belirtse bile en iyi aşk sözlerini söylese bile o benim için dinlenecek bir kişi değildir.Değildir çünkü bir insan söylediği sözlerle hatırlanır,yaptığı hareketlerle hatırlanır.Bir insan küfredip tüm dünyaya bunun kayıtlarını dağıtıyorsa küfrederken hatırlanmayı tercih etmiş demektir.Bu yüzden onada sürekli küfrediliyorsa bu onun yüzündendir.Ve eminimki onu hatırlayan bir çok kişi önce ona sonra başkasına küfrediyordur:)Neyse anlatmak istediğimi anlatabildin mi bilemiyorum ama "Rol yaparak" bile olsa düzgün bir kişiliği olduğunu gösteren kişileri dinlemeyi her zaman tercih ederim.Diğerleri bana göre değil:)
Bir insan bir ortamda rol yapması gerekiyorsa bence rol yapmalı.Bu konuda düşünmemeli bile.Ama asla rol yaptığını unutmamalı ve ne kendini ne de karşısındakileri hayal kırıklığına uğratmamalı.Çoğu zaman başarı böyle gelir ve böyle gider:)
Neyse biraz daha yazarsam konu erozyona uğrayacak:)Şimdilik bu kadar.Görüşmek dileğiyle...
Günlüğümde paylaştığım hiç bir şey için doğruluk garantisi veremem. Bazen içimden geleni, bazen olması gerekeni, bazen yaşadığımı, bazen düşündüğümü, bazende istediğimi yazıyorum. Amacım kesinlikle birilerini yanıltmak, kırmak, sevindirmek değildir. En genel amacım piskolojik olarak rahatlamaktır. Bunun dışındaki ender amaçlarımdan birkaçıda paylaşmak, bir şeyleri ıspatlamak ve kendimi tanıtmaya çalışmaktır. Yazdığım hiç bir şeye inanmak ve hiç bir şeyi uygulamak zorunda değilsiniz. Hatta okumanız bile zorunlu değildir. Tüm bunların yanında yazdığım herşeyi paylaşma özgürlüğünüz bulunmaktadır. İstediğiniz gibi, istediğiniz yerde, istediğiniz zaman, istediğiniz kişilerle paylaşabilirsiniz.Bunun için bir şart belirlemem gerekirse tek şartım "Hiç bir şey için doğruluk garantisi vermiyorum" notu ile birlikte paylaşmanız olacaktır.
Yazan, çizen, düşünen, belirten, ifade eden, açıklamaya çalışan... kısacası gördüğünüz, okuduğunuz, hissettiğiniz, düşündüğünüz herşeyin sebeblerinden birisi benim. Bu yüzden herşeyi unutmanızı tavsiye ederim. Eğer unutmazsanız bu sizin probleminiz olacaktır artık.
Yazdığım herşeyi özgür iradem ile yazdığımı belirtmek istiyorum. Ben Murat Demir.
Yorumlar
Yeni yorum gönder