Az önce çok uzun zamandır söylemek istediğim bir konu hakkında yazı yazıyordum. Bunu paylaşacaktım ama yarıda bıraktım yazmayı. Çünkü gerçekten o kadar sıradan bir konuyduki, ne bi karşı çıkanı nede bir faydası olacaktı.
Bu dünyada en çok nefret ettiğim insanlar hakkında yazıyordum. Hani şu kendi beynini kullanmayan, herşeyi başkalarından bekleyen, birisi demese su içmeyi bile düşünmeyen, her zaman başkalarını takip eden, birisi bişey yapsada bende ondan bakıp yapsam diye düşünen, beynini kullanan insanların baş belası olarak gördüğü, asalak, gereksiz, insanı deli eden, iyilik yapmaktan bezdiren, kendini zeki sanan geri zekalılardan. Yazabileceğim bir sürü olumsuz şey daha ama gerek yok. Çünkü onlar hayatlarından gayet memnun.
Kendi beyinlerinin böylesine işe yaramaz olduğunu nasıl kabul ediyorlar anlayamıyorum. Belkide hayatın şifresi budur. İnsan türünün bir asalak olarak daha mutlu yaşayabileceklerini kanıtlıyorlardır. Ama yinede aynı türden birinin paraziti olmak zorundalar. Yani insanlar olmadan yaşamaları mümkün değil. Belkide onlarda aklını kullanan insanlar hakkında benzer şeyleri düşünüyorlardır : "Şu aptala bakın, 50 senedir çalışıyor, kendini yiyip bitirdi ama elde ettiği tek şey mutsuzluk ve 9 tane tahta.". Belkide gerçektende o kadar aptal değillerdir, böyle bir cümleyi kurabilecek kapasiteleri vardır. Ama bilmeleri gereken bişey varki asalaklar olmasa aklını kullanan insanlarında %100`ü çok çok daha mutlu olurdu. 9 tane tahta ise zaten kaçınılmaz son...
Günlüğümde paylaştığım hiç bir şey için doğruluk garantisi veremem. Bazen içimden geleni, bazen olması gerekeni, bazen yaşadığımı, bazen düşündüğümü, bazende istediğimi yazıyorum. Amacım kesinlikle birilerini yanıltmak, kırmak, sevindirmek değildir. En genel amacım piskolojik olarak rahatlamaktır. Bunun dışındaki ender amaçlarımdan birkaçıda paylaşmak, bir şeyleri ıspatlamak ve kendimi tanıtmaya çalışmaktır. Yazdığım hiç bir şeye inanmak ve hiç bir şeyi uygulamak zorunda değilsiniz. Hatta okumanız bile zorunlu değildir. Tüm bunların yanında yazdığım herşeyi paylaşma özgürlüğünüz bulunmaktadır. İstediğiniz gibi, istediğiniz yerde, istediğiniz zaman, istediğiniz kişilerle paylaşabilirsiniz.Bunun için bir şart belirlemem gerekirse tek şartım "Hiç bir şey için doğruluk garantisi vermiyorum" notu ile birlikte paylaşmanız olacaktır.
Yazan, çizen, düşünen, belirten, ifade eden, açıklamaya çalışan... kısacası gördüğünüz, okuduğunuz, hissettiğiniz, düşündüğünüz herşeyin sebeblerinden birisi benim. Bu yüzden herşeyi unutmanızı tavsiye ederim. Eğer unutmazsanız bu sizin probleminiz olacaktır artık.
Yazdığım herşeyi özgür iradem ile yazdığımı belirtmek istiyorum. Ben Murat Demir.
Yorumlar
asalaklar ile ilgini yazınız
Yoksa asalaklar gerçekten.... yazınız bence gereksiz olmuş, bu yazıyı kaldırmak size daha fazla yakışır murat bey
Teşekkürler..
Öncelikle fikrinizi belirttiğiniz için teşekkür ederim ama bu yazıyı kaldırmayı maalesef düşünmüyorum.
Hedef aldığım kişileri belirtirken çok dikkat ettim, yanlış kişileri hedef almadığımı sanıyorum. Beynini kullanabileceği halde bunu yapmayıp her fırsatta başkalarından bişeyler isteyen ve karşısındakileri sadece kullanmayı amaçlayan kişileri hedef almaya çalıştım. Eğer sözlerim yanlış bir hedefe ulaştıysa özür dilerim. Ama hedef doğruysa bana göre hiç bir sorun yok.
Bugüne kadar o kadar tuhaf şeyler yazdım ki başka kimse bu kadarını yapamaz. Bir kaç örnek vermem gerekirse :
Sorunu hep kendimde aramaya çalışıyorum, bu konuda başarılı olduğumu düşünüyorum ama bu her zaman mümkün değil tabiki.
Savunma yapmak çok basittir, arayınca mutlaka çok sağlam bahaneler bulunabilir. Ama bahanelerin arkasına saklanmayı düşünmüyorum. Çok uzun zamandır düşündüğüm şeylerin bir kısmını paylaştım ve içim rahat, en azından şimdilik..
Evet yazım gereksiz, bunu biliyorum ama düşünce özgürlüğümü kullanmak istedim. Nede olsa kaybedebileceğim bişey yok..
Olumsuz bir cevap verdiğim için kusura bakmayın lütfen. Ayrıca yorumunuzda isim kullanmadığınız için olduğu gibi yayınlamak konusunda bir sakınca görmedim. Tekrar teşekkür ederim..