Uzun zamandır bişeyler yazmak istiyordum ama yazamamıyordum. Tahmin edeceğiniz gibi "Zamanım yok" bahanesinin arkasına saklanacağım, herkes gibi. Aslında zamanım vardı ama daha iyi şeyler için harcadım. Yararlı olup olmaması umrunda değil, sadece iyi olduğunu düşünmek bana yetiyor.
Son 3 ayda hayatımdaki bir çok şeyi değiştirdim. Bunlardan bir taneside "Değişeceğim" dememek oldu. Artık bu kelimeyi kullanmıyorum, düşündüğüm an uygulamaya başlıyorum. Kesinlikle sonuç çok daha iyi oluyor. Düşünme evresini uzun tutmamaya çalışıyorum çünkü biliyroum ki düşününce vazgeçeceğim. Sebebi ise korkmak. Geleceğimi nasıl etkileyeceğini düşünerek korkardım ama artık korkmuyorum, çünkü düşünmüyorum, çünkü geleceğimi değiştiremeyeceğimi anladım. 5 yıl boyunca isteyipte nasiplenememek bazı şeyleri ıspatlamaya yetiyor bence. Boşuna kürek çekmeye gerek yok artık. KADER`i takip etmekten başka çare yok. Dunun psikolojideki adı sanırım "Dünü düşünüp, yarından korkup, bugünü yaşayamamak". Neyse psikolojideki adı umrumda değil zaten, kendim uydurduğum bir cümle işte. Belki bir yerlerden esinlenmiş olabilirim, bu buhtemeldir çünkü benzeri cümleler e-sosyal ortamlarda çok dolaşıyorlar.
Belki bilirsiniz 18 Eylül 2010`da Paris`te bir olay oldu. Yılların Mandrivası (Eski adı Mandrake) son aylarda bazı maddi sorunlar yaşıyordu, geliştirici ekibinde falan bir takım değişiklikler oluyordu. Son sürüm beklenenden uzun süre sonra piyasaya sunulabilmişti. Bunun gibi bir çok olay daha vardı tabi. Paris`teki bir kaç iyi adam "Mageia" isminde yeni bir Mandriva Linux çatallaması fikrini öne sürdüler ve 18 eylül 2010`da bunu dünyaya duyurdular. Bu ekip tamamen gönüllülerden oluşan bir ekip. Aradan geçen bu sürenin ardından bir kaç gün önce Mageia.Org derneği kurulumu tamamlandı. Ben 28 Eylül 2010`a kadar sessiz kalma hakkımı kullandım ve Mandriva türkiye topluluğu forumunda biraz zaman geçirmeye başladım. 21 Ekim 2010`da ise projeye desktek vermek istediğimi belirttim ve yerelleştirme-çeviri ekibine katıldım. Mageia günlüğünün çevirilerine hemen başladım. Sonra kendimi Türkçe Mageia Günlüğü yöneticisi olarak buldum. Yönetici dediğime bakmayın tek yetkim Türkçe Mageia Günlüğü`ne Mageia Günlüğü`ndeki ingilizce iletileri Türkçeye çevirip yayımlamak. Birde yorumları yönetmek:). Böyle yani, şu sıralar böyle bir hareket içerisindeyim. Daha önce hiç böyle aktif bir hareket içinde bulunmadım. Oldukça heyecanlıyım, bir işletim sisteminin doğmasına tanık oluyorum:). En güzel yanıda işin içinde benimde ufak bir katkım var:).
Bir kaç gün önce bir yazı yazacaktım. Konu başlığı "Artık Yazamıyorum" olacaktı. Çünkü 3 satırlık bir yazıyı yarım saatte yazar hale gelmiştim. Silmekten birikemiyordu yazdıklarım. Yazıyordum, okuyordum, siliyordum. Bununda psikolojideki adı "diğer insanlara verilen değeri hesaplayamamak". Şöyleki, karşımdaki insanlara bazen çok fazla değer veriyordum, bazen hiç değer vermiyordum. Bu karşımdkai insan aynı insan ama bir cümle önce kral yapıyordum onu, iki cümle sonra yerlerde süründürüyordum. Böyle karmaşık bişeydi. Orta noktayı bulamıyordum. Bazen kendimi çok şey açıklıyormuş gibi hissediyordum, bazende karşımdaki hiç umursamıyormuşcasına kelimeleri kalas gibi diziyordum. Sonuç tabiki sıfırdı. Orta noktaları bulmak için bir konuyu 50 kere yazıp siliyordum. Yarım saat sonunda nur topu gibi 3 satırlık bir paragrafım oluyordu. Neyse artık gerek kalmadı. Nazar boncuğum beni koruyacak bundan sonra:)
Tüm bunları yaşarken kendi Hamsili projelerimi geliştirmeye devam ediyordum tabi. Epeyce yol katettim sanırım artık. Daha çok şey var aklımda ama altyapı yavaş yavaş oturmaya başladı. Bazı özellikleri eklemek bir kaç dakikamı alıyor sadece:). Yapılacaklar listemde irili ufaklı o kadar çok madde biriktiki ne zaman biter bilmiyorum. Bu yüzden bir sonraki sürüm sanırım 2 ay sonra çıkacak. Belki bir ara sürüm olur ama düşük bir ihtimal çünkü arkaplanda bir çok şey değiştirdim şuan kadar. Listeyi iyice sadeleştirmeden yeni sürüm çıkarmam sanırım. Neyse bunu zaman gösterecek.
Evet uzun süredir epeyce yoğunum. Bazılarını bilerek üstlendim, bazıları sırtıma atılıp terkedildi. Bizim mesleğin kötü yanıda bu işte. Neyse detaylara girmeyeyim daha fazla. İyi yanlarıda var kötü yanlarıda var. Yardım etmek güzel ama emrivakilerden nefret ediyorum. Özelliklede ısrarlılarından.
Dediğim gibi bir süredir hayatımı değiştiriyorum. Buna ilk önce "Hayat Felsefemi" değiştirerek başladım. Bu yapılması gereken ilk hamleydi sanırım. İşe yaradığına göre doğru olsa gerek. Buna neyin veya nelerin sebep olduğu konusuna hiç girmeyeceğim merak etmeyin. Bu arada belirtmek isterim ki değişmek istememin sebepleri arasında "pişmanlık" hissinin yeri yok. Tekrar olsa herşeyiyle aynısını yapardım hiç şüphesiz çünkü güzeldi. Bazı faktörleri umursamamıştım ama yinede pişmanlık söz konusu olamaz. Bir hayaldi, yeterince mutlu etti, sonu düşündüğüm ama düşünmek istemediğim gibi bitmiş olsada elimden başka bişey gelmezdi. Yapabileceklerimin en iyisini yaparak ve 5 sene bekledim. Problem ben değildim. Bu yüzden "Güzel bir senaryoydu ama kötü bitti". E-sosyal ortamlarda uzun süredir varsanız bu karikatürü mutlaka biliyorsunuzdur. Burada paylaşamam çünkü patent sorunları oluşabilir.
Sevdiğimi bildiğim ama yapmadığım bir şeyi yapmaya başladım artık. Sabahları ve akşamları işe gidip gelirken müzik eşliğinde yarımşar saat yürüyordum, bundan hiç sıkılmıyordum ama daha fazlasını yapmak gelmiyordu içimden. Aslında bir yanım yap, yap diyordu ama diğer sözü geçen tarafım boşver diyordu. Ama artık dinlediğim yerler değişti. 4 gündür öğle yemeğinden sonra 30-40 dakikalık yürüyüş yapıyorum. Müzik yok, ses yok, gürültü yok, kornalar yok, yemyeşil bir parkta tek başıma, yavaş yavaş, gayet huzurlu bir şekilde yürüyorum. Yürümeyi seviyorum, bunu biliyordum ama pek yapmıyordum. Yapıncada ayaklarım ağırdığı için pek istemiyordum uzun süreli yürümeyi ama alışmam lazım. Sürekli oturmak olmuyor. Henüz 4 gündür yürüyorum, konuşmak için erken görünebilir ama ben kendimden eminim. Yürüyorum ve yürüyeceğim, karda bile:). Zaten işe gidip-gelirken kartal`a minübüs ile inip-çıkmamak için kendime söz vermiştim. Nerdeyse 6-7 aydır bu sözümü tutuyorum. Devamını getirmeyede kararlıyım. Kar yağarken bile yürüyordum zaten, birde böyle iş inada binince kaçarı yok:).
Bu lanet bilgisayarı hayatımdan çıkarmayı çok istedim ama olmadı. Bunu gerçekten istemiştim ama olmadı. Şuan için buna muhtacım. Başka çarem yok. Tamamen çıkartmaktan bahsetmiyorum tabiki ama ona harcadığım zaman konusunda çok cimri davranacaktım. Neyse başka bahara kaldı. Bunu tek başımayken yapamam:(.
Geçen birde facebook`a Müzik Yorum Kulübü adında bir grup oluşturdum. Ama henüz bişey yazamadım. Amacım müzikler ve şarkıcılar hakkındaki yorumları paylaşan bir grup oluşturmak. Tıpkı yabancı filmlerde gördüğümüz "kitap kulüpleri" gibi. Bazen popüler müzikler ve şarkıcılar hakkında bazende pek duyulmamış müzikleri ve şarkıcıları tanıtmak iyi olur diye düşünüyorum. Ama bunu tek başıma yapamam bunun için gerçekten bir grup lazımki zenginlik olsun. Şimdilik tek başıma idare etmeye çalışacağım ama bakalım neler olur. Çünkü önümdeki günlerde epeyce yoğun olacağım ama yinede bieşyler yapmaya çalışacğaım bu konuda:).
Yukarıdaki paragraftaki aynı şeyleri filmler içinde yapmak isterdim ama filmler için profesyoneller var zaten bu işi yapan. Benim istediğim amatör bir ruh ve düşünceler. Sadece gerçek düşüncelerin olduğu bir yorum kulübü çok daha iyi olur bence. Amacımız bir müziği veya şarkıcıyı övmek yerine sadece onun hakkındaki hislerimizi ve düşüncelerimizi açıklamak olacağı için daha iyi bence. Ki müzikler ve şarkıcılar konusunda tecrüben var sayılır:). Düşüncelerim diğer insanlar tarafından pek olumlu karşılanmasada kendime ait düşüncelerim olduğu için şanslıyım:).
Daha ne yazayım bilmiyorum. Şuan aklıma başka bişey gelmiyor. Bu akşam film izlemek var planlarım arasında ve piskolojik olarak rahatsız olmaya başladım:). Sabırsızlanıyorum, umarım en kısa sürede bir film seçebilirim:). Liste o kadar kalabalıkki bazen yarım saat sürüyor film seçmem. Gayet ciddiyim ve şaitlerim var:).
Neyse bu akşamlıkta bu kadar, beni özleyim anacığım:). Tanıdık geldimi:)
Günlüğümde paylaştığım hiç bir şey için doğruluk garantisi veremem. Bazen içimden geleni, bazen olması gerekeni, bazen yaşadığımı, bazen düşündüğümü, bazende istediğimi yazıyorum. Amacım kesinlikle birilerini yanıltmak, kırmak, sevindirmek değildir. En genel amacım piskolojik olarak rahatlamaktır. Bunun dışındaki ender amaçlarımdan birkaçıda paylaşmak, bir şeyleri ıspatlamak ve kendimi tanıtmaya çalışmaktır. Yazdığım hiç bir şeye inanmak ve hiç bir şeyi uygulamak zorunda değilsiniz. Hatta okumanız bile zorunlu değildir. Tüm bunların yanında yazdığım herşeyi paylaşma özgürlüğünüz bulunmaktadır. İstediğiniz gibi, istediğiniz yerde, istediğiniz zaman, istediğiniz kişilerle paylaşabilirsiniz.Bunun için bir şart belirlemem gerekirse tek şartım "Hiç bir şey için doğruluk garantisi vermiyorum" notu ile birlikte paylaşmanız olacaktır.
Yazan, çizen, düşünen, belirten, ifade eden, açıklamaya çalışan... kısacası gördüğünüz, okuduğunuz, hissettiğiniz, düşündüğünüz herşeyin sebeblerinden birisi benim. Bu yüzden herşeyi unutmanızı tavsiye ederim. Eğer unutmazsanız bu sizin probleminiz olacaktır artık.
Yazdığım herşeyi özgür iradem ile yazdığımı belirtmek istiyorum. Ben Murat Demir.
Son yorumlar
6 hafta 5 gün önce
12 hafta 6 gün önce
17 hafta 1 gün önce
17 hafta 2 gün önce
22 hafta 3 gün önce
22 hafta 4 gün önce
38 hafta 6 gün önce
43 hafta 2 gün önce
45 hafta 6 gün önce
1 yıl 7 hafta önce